Argunsah, Hulya, Bir Cumhuriyet Kadini Sukufe Nihal, Akcag Yay.
Argunsah, Hulya, Bir Cumhuriyet Kadini Sukufe Nihal, Akcag Yay.
COPYRIGHT 2003 Eastern Mediterranean University
Argunsah, Hulya, Bir Cumhuriyet Kadini Nihal, Yay., Ankara, 2002, 382 s. ISBN. 975-338-486-6
Bir milletin edebiyati, bir butun olarak, yuksek zirvelere ulasmis
sanatcilara ait eserlerin yanisira ve onlardan daha fazla sayida olan
ancak edebilik noktasinda vasattan oteye pek gidememis sanatcilarin
eserlerini de icerir. Zirveye ulasmayi basaran pek az bahtiyarin
gosterdigi basarida, onlarin gerisinde kalan sanatcilarin buyuk bir
payinin oldugu inkar edilemez. Fakat ne yazik ki insanlarin gozleri
sadece zirveye yonelir, zirvedekilerle ilgilenir. Zaman gectikce geride
kalanlarin isimleri de eserleri de hafizalardan birer birer silinir.
Onlar, butun ictenliklerine, butun gayretlerine ve edebiyata yaptiklari
katkinin onemine ragmen, bu hazin sondan kendilerini kurtaramazlar.
Bundan sonra eserlerinin hayat bulmasi ancak akademi dunyasinda bir
edebiyat bilgininin ilgisiyle mumkun olabilir.
Turk
edebiyasinda artik ismi hafizalardan buyuk olcude silinmis pek cok
yazar bulunmasina karsilik Turk Dill ve Edebiyati sahasinda calisan
akademisyenlerin, onlarla ilgili calismalarinin oran itibariyle son
derece yetersiz oldugu soylenebilir. Bunda, soz konusu sanatcilarla
ilgili olarak calismanin, bir yigin guclugu ve sikintiyi beraberinde
getirmesinin onemli bir payi vardir.
Yirminci yuzyilin ilk yarisinda, siirleri ve romanlariya sohret bulmus,
yasadigi devrin onemli yazarlari arasinda isminden bahsettirmeyi
basarmis, fakat daha yasarken unutulmaya baslamis olan bir kadin
yazarimiz, Sukufe Nihal hakkinda Hulya Argunsah tarafindan hazirlanmis
olan monografi, Sukufe Nihal'in varligini akademik dunya icinde bile
olsa, bir olumsuzluge eristirmesinin yanisira, yukarida soz ettigimiz
boslugun doldurulmasi yonunde vucuda getirilmis titiz bir calisma
olarak da onem tasimaktadir.
Eser, dort ana bolum halinde hazirlanmistir: Birinci bolumde Sukufe
Nihal'in biyografisi veriliyor. Yazarin, Sukufe Nihal'den bahseden
ulasilabilecek nitelikte butun kaynaklara ulasarak olusturdugu bu hayat
hikayesiyle, Sukufe Nihal'in hayati hakkindaki mevcut bilgilerin
kapsamini oldukca genislettigini soyleyebiliriz. Bunda Argunsah'in,
Sukufe Nihal'in bizzat kendi eserinde, Sukufe Nihal'le yakinligi
bulunan yazarlarin eserlerinde, gazete ve dergilerde kalmis yazilarda
ve Sukufe Nihal'le dogrudan ilgisi olmasa da onun adinin gectigi
eserlerde yer alan bilgileri, bir Sukufe Nihal biyografisi ortaya
cikaracak sekilde kullanma becerisinin belirleyici oldugu
gorulmektedir.
Yazarin bu bolumde takip ettigi yol, once Sukufe Nihal'in hayat
hikayesinin ana hatlariyla tespit edilmesi, sonra bu hayat icinde on
plana cikan unsurlarin ayrintili bir sekilde ele alinarak
derinlestirilmesi seklindedir. Sonuc olarak, kulturlu bir ailede
dunyaya gelen, Abdulhamit devrinde cocuklugunu, Mesrutiyet devrinde
genc kizligini idrak eden, kimligini modernlesme dogrultusunda arayan,
iki defa evlenmis, fakat mutlu olamayip bosanmis, kendisine asik olan
erkeklerin sevgisine karsilik verememis mutsuz bir kadinin; bir
taraftan duygu yuklu ic dunyasini, diger taraftan idealizm yuklu milli
hissiyatini ifade eden siirler ve romanlar yazan bir kadin yazarin; iki
cocuk sahibi bit annenin, kirilmalarla, sukut-i hayallerle akip giden
ve tam bir yalnizlik ve unutulmusluk icinde son bulan hazin hikayesiyle
karsilasiyoruz. Oyle bir unutturmuus ve oyle bir unutulmus ki nihayet
Asiyan'daki mezari bile belirsiz hale gelmistir. Yazar dusunerek mi
yapmistir, yoksa bir tesaduf mudur bilmiyoruz ama Sukufe Nihal'in
yetmis yedi yillik hayatinin hikayesi, eserin yetmis altinci sayfasinda
son buluyor.
Ikinci ana bolumde, Sukufe Nihal'in bir sair olarak ortaya koydugu
eserler inceleniyor. Yazar, oncelikle, Sukufe Nihal'in siirinin temel
karakteristigini verdikten sonra; siirini, iceriklerini esas alarak uc
devreye ayiriyor: Ferdi romantizm, milli romantizmden sosyal realizme
gecis ve tekrar ferdi romantizm. Bu uc siir devresinde de sairin kendi
'ben'i ile tabiat ve sosyal konular, siir devresinin ozelligine gore,
sayi bakimindan daha az veya daha fazla olmakla birlikte hep asli
temler olarak yer almaktadir. Bu bolumde Sukufe Nihal'in siiri,
agirlikli olarak icerik bakimindan degerlendirilmektedir. Bununla
birlikte, Sukufe Nihal'in siirlerindeki sekil ozellikleri de bolumun
sonunda ayri bir baslik halinde verilmistir.
Ucuncu bolum, Sukufe Nihal'in roman ve hikayeciligi basligini
tasimaktadir. Bu bolumde yine oncelikle, Sukufe Nihal'in romanlari
genel bir acisiyla degerlendirilmektedir. Yazar, Sukufe Nihal'in
romanlarini icerikleri itibariyle, ferdi muhtevali romanlar ve sosyal
muhtevali romanlar olmak uzere iki guruba ayirmaktadir. Bundan sonra
Sukufe Nihal'in romanlarindaki temel unsurlar kendi 'ben'i, kadin
duyarliligi, ask, kacma duygusu, istiklal savasi ve alafranga hayatin
tenkidi olarak tespit edilip aciklanmaktadir. Bunu Sukufe Nihal'in
romanciligi ile ilgili hukumler takip etmekte ve nihayet alti romaninin
ve bir hikaye kitabinin ayri ayri ve genis kapsamli tahlilleri
yapilmaktadir.
Son bolumde Sukufe Nihal'in yazdigi iki seyahat kitabi tahlil
edilmektedir. Bunlardan birincisi, Sukufe Nihal'in, Grigori Petrof'un
Beyaz Zambaklar Memleketinde isimli eserinden etkilenerek gittigi
Finlandiya ile ilgili intibalarinin yer aldigi Finlandiya'dir. Digeri
Bati Anadolu'ya yaptigi bir gezinin intibalarini iceren Domanic
Daglarinin Yolcusu'dur.
Ayri bir bolum halinde yer alan Son Soz'de yazar, yaptigi genis
kapsamli arastirma ve incelemeden hareketle, Sukufe Nihal'in hayati,
sahsiyeti, sairligi ve romanciligi ile ilgili olarak ulastigi
sonuclari, ayrintili olarak kaydetmektedir.
Hem Sukufe Nihal'le ilgili olarak eserin butununden hasil olan bir
degerlendirmeyi hem de yazarin samimi hissiyatini ve dileklerini ifade
ettigi icin onemli olan, Son Soz'un son paragrafini alintilayarak, bu
tanitim yazisina son veriyoruz:
"Sukufe Nihal yetmis yedi yil suren omrunde sanat ve kultur hayatimiza
bircok katkilarda bulunmustur. Ancak yasadigi talihsiz hayat ve icli
mizaci onu daha ziyade ferdi sizlanislarin yazari yapmistir. O, bircok
edebiyat tarihinde Cumhuriyet yillarinin idealist tiplerini ornekleyen
idealist bir kadin yazar olarak kaydedilmistir. Fakat edebiyat tarihi
onu buyuk bir umursamazlikla daha olmeden tozlu sayfalarina gommus ve
unutturmustur. Eger sairler ve yazarlar Turkcenin ses mimarlari ise,
Sukufe Nihal'in yeniden okunmasi ve dusunulmesi gerekir. Bu onun
yeniden dirilisi olacaktir. Yasarken ne yazik ki anlasilamamis olao n
bu Turk kadin yazari, etrafindaki dedikodularin korkunclugu ile kactigi
sonra da oldugu kosesinden cikarilmayi beklemektedir. Bu ona gostermek
zorunda oldugumuz bir vefa borcudur. Turk kadin hareketlerindeki
calismalari ve Turk edebiyatindaki eserleriyle o, bu manevi dirilisi
coktan hak etmistir. Bugun harap halde bulunan ve ismi bile yazili
olmayan mezarina ancak bu yolla bir isik yakilabilecektir."
Yard. Doc. Dr. Ali Yildiz
Turk Dili ve Edebiyati Bolumu
Fen--Edebiyat Fakultesi
Fatih Universitesi
COPYRIGHT 2003 Eastern Mediterranean University




"Kadınlık meselesinde şekil ve kıyafet ikinci derecededir.
Asıl mücadele sahası,
asıl muzaffer olunması lâzım gelen saha nur ile, irfan ile, fazilet-i hakikiye
ile tezeyyün ve tecehhüz etmektedir."
Gâzi Mustafa Kemâl AtaTürk
























