|
'Demokrasi' ihracı suya düştü
ABD'nin 'demokrasi' söylemiyle Arap ülkeleri üzerinde hegemonya kurma projesi, Kabil, Bağdat ve Filistin kapılarını geçemedi...
18/03/2008 (390 kişi okudu)
MAZİN HAMMAD
ABD
beş yıl önce Irak'a saldırdığında, bize bu savaşı 10 hatta 20 veya 30
Arap-İslam ülkesini kapsayacak 'demokrasi fetihleri' hamlesinin
başlangıcından ibaretmiş gibi tasvir etmişti. ABD kendisini buna
inandırdı, hoşgörü söylemini yükseltenler ve demokrasiyi incelemeye
koyulanlar arasından birçok kişi de onu onayladı.
Fakat beş yıl geçtikten sonra Amerikalılar şoka uğradı. Tabii
sadece 'Irak kor ateşi'nin ellerini yakması nedeniyle değil, demokrasi
hayalinin Bağdat ve Kabil kapılarında suya düşmesi, bununla birlikte
ABD'nin saygınlığının ve heybetinin yıkılması, siyaset ve güvenlik
açısından sıkıntılar yaşaması, doların düşmesi ve süper devletin 'topal
ördek' haline gelmesi nedeniyle şoka uğradılar.
Gizli emperyalizmi fark etmeyen yok
Şimdi kimse, Amerikalı veya Batılı bir yetkilinın Arap ve İslam
dünyasına ihraç etmek istedikleri demokrasi projesinden söz ettiğini
duyuyor mu? Başarısızlık yaşadılar, Irak ve Afganistan deneyimleri
sonrası bu projenin bittiğini gördüler. Projenin ilk adımının işgal
altındaki Filistin'de uygulanmasının, Hamas hareketini nasıl iktidara
getirdiğini de gördüler.
Başarısızlık savaş cephelerinde, seçim sandığında ikiye katlandı
ve bu gürültülü bir biçimde gerçekleşti. Yeni emperyalist proje, bütün
madde ve ayrıntılarıyla suya düştü ve şimdi uçuruma gitmekten kaçış
yok. Zira tablo, belirli zamanlarda kendilerine de yalan söyleyerek
belirttikleri gibi toz pembe değil, öldürücü. Bununla birlikte sorun
demokraside değil, demokrasinin koruyucuları olduklarını iddia
edenlerde. Sorun bizde değil, onlarda. Zira demokrasiyi hegemonya kurma
ve emperyalizmin bir aracı olarak kullanmak istediler. Böyle bir
demokrasi, gündüz gündüz kendi evlatlarını yedi...
Demokrasi, İslamcıların Filistin, Türkiye ve Cezayir'de kazandığı
rekabetçi seçimlerde mevcuttu. Demokrasi, ifade özgürlüğü, medya
özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve sivillerin ordu üzerindeki kontrolü,
çoğunluğun yönetimiyle insan haklarına saygıdır.
Tek bir demokrasi reçetesi yoktur
Fakat demokrasi 'yalancı özgürleştirme' adına, saptırıcı gerekçeler
altında egemen devletlere savaş açmak veya demokratlık iddiasında
bulunan en despot ve zalim rejimlerle koalisyon kurmak değildir.
Demokrasi, ABD desteği alanların Washington'ın sorgusu altında
hissetmesi değildir. Halklar da, demokrasilerde herşeyi en son öğrenen
ve en son danışılan kitleler değildir.
Demokrasinin İslam'la çeliştiği iddiası da kesinlikle yanlış.
Demokrasi adaletin bir parçasıdır, fakat bu sistemin hazır bir reçete,
ihraç edilen oyuncaklar veya postayla gönderilen kitap olmadığı da
doğru.
Demokrasinin, çocuk eğitiminden başlayan ve seçim sandıklarıyla
son bulan bir yaşam biçimi olduğu da doğru. Fakat, Batılı demok-rasi
odaklarının, kendi cahillik ve aptallık- larını su yüzüne çıkarmadan
önce, 'demokrasi silahını' bize çektiklerini ve askeri projeleri-nin
öncüsü olarak siyasi projelerini omuzları- mıza yüklediklerini görmek
gerçekten çok üzücü. (Katar gazetesi Vatan 15 Mart 2008)
|