Gazete satmak, gazete almak!(2)
Hasan Cemal
h.cemal@milliyet.com.tr
Gazete satmak, gazete almak!(2)
Sabah'ın Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, "Bayrak teslimi"
başlığını taşıyan dünkü yazısına,"Sabah Türkiye'de ilk satılan gazete
değil. Son da olmayacak. Daha önce Milliyet de, Hürriyet de satıldı"
diye başlamıştı.
Haklı sevgili Ergun.
Gazeteler de el değiştiriyor.
Hele Türkiye gibi değişimin bazen tımarhanelik boyutlar kazandığı bir
ülkede gazetelerin alınıp satılması ya da medyaya yeni patronların
girmesi, eski deyişle, eşyanın tabiatına uygun...
Ama bu arada düşünmek lazım.
Gazeteler el değiştirirken, patronlar gelip giderken gazetecilik
mesleği ve ilkelerine ne oluyor? Gazeteci milleti acaba bu konuda
yeterince kafa yoruyor mu?
Bu bakımdan, dün yazmaya başladığım Wall Street Journal örneği ilginçtir.
Amerikan kapitalizminin basın alanındaki bu amiral gemisi, geçen yaz
'Küresel Medya İmparatoru' sayılan Rupert Murdoch'a 5 milyar dolara
satılırken Amerikan ve İngiliz basını birbirine girmişti.
Satışa karşı çıkan başyazılarla köşe yazılarında en çok dikkati çeken sorular şöyle özetlenebilirdi:
106 yıllık bir geçmişe sahip Wall Street Journal'ın bağımsız gazetecilik geleneği 'para'ya mı satılacak?
Yeni patronla birlikte gazetenin yorum ve haber politikası 'para'nın çıkarlarına alet mi edilecek?
Bağımsız gazeteciliğin temel ilkeleri, reklam ve satış gelirleri adına rehin mi alınacak?
Yorum ve haberle ilgili bağımsız gazetecilik çizgisi, siyasal iktidar odakları ile varılabilecek gizli uyumla çiğnenecek mi?
Bütün bu açılardan Rupert Murdoch iyi bir şöhrete sahip değildi.
Bu nedenle New York Times, Washington Post, Financial Times, Guardian
gibi gazeteler ve birçok ünlü köşe yazarı, Wall Street Journal'ın
Murdoch'a satışına karşı çıktılar, "Gazeteye yazık etmeyin!"
gerekçesiyle...
Konu geçen yaz üç dört ay boyunca gündemde kaldı.(*)
Wall Street Journal'a gelince...
Bütün bu eleştirel kampanyaya bir yandan haber olarak sütunlarında yer
verdi, öte yandan başyazılarında yeni patronla ilgili bakış açısını
yorumladı.
Örneğin, Wall Street Journal'ın 7 Haziran 2007 tarihli başyazısı şu başlığı taşıyordu:
"Bağımsız bir gazete."
Başyazıda, New York Times'la Washington Post bağımsız gazetecilik anlayışı açısından eleştiriliyordu.
Bu iki gazetenin de kendileri gibi aile gazetesi olduğu belirtiliyor,
ancak Sulzberger ve Graham ailelerinin,Times ve Post'un haber
önceliklerinden yorum sayfasının editörüyle yazar tercihlerine kadar
birçok alana doğrudan müdahale ettikleri öne sürülüyordu.
Buna karşılık, Wall Street Journal'ın sahibi olan Bancrofts ailesinin,
elbette genel çerçeveyi ilke bazında çizdikten sonra, gazetenin haber
ve yorum bölümlerinin gazeteciler tarafından yönetilmesine
karışmadıkları ve bu tutumun gazetenin 106 yıllık yayın süreci içinde
gelenekselleştiği aynı başyazıda vurgulanıyordu.
Gerçekten ilginçti.
Wall Street Journal'ı yapan gazeteciler, gazeteleri bir başka patrona
satılmak üzereyken evrensel gazetecilik ilkelerini ve kendi
anlayışlarını yeni patrona "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!"
üslubu içinde sergiliyorlardı.
İlkeler bir bir açıklanıyordu.
Wall Street Journal'a yeni sermaye girmesi önemseniyor, sermayenin
güçlenmesiyle gazete bağımsızlığı arasındaki bağın altı kalın olarak
çiziliyordu.
Ama özellikle unutulmayan bir başka nokta vardı. O da, Wall Street
Journal'ın "Yeni Bir Patron" başlığını taşıyan 2 Ağustos 2007 tarihli
başyazısında söylendi.
Gazetenin mali açıdan güçlü ve başarılı olmasıyla, siyasal ve ekonomik
iktidar odaklarına karşı bağımsız gazetecilik yapılması arasındaki
ilinti kabul edilmekle birlikte, bunun tersinin de doğru olduğuna
dikkat çekiliyordu.
Bir başka deyişle:
Bağımsız ve kaliteli bir gazeteciliğin de, inandırıcı ve güven verici
yorum ve haber politikasının da, mali açıdan gazetenin iyiye gitmesinde
belirleyici rolü olduğu herhangi bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde
Wall Street Journal'ın başyazısında belirtiliyordu.
Ancak gazeteciler, gazeteleri satılırken bütün bunları yazmakla da
yetinmediler. Aynı zamanda yeni patron Rupert Murdoch'a dünkü yazımda
sözünü ettiğim bir de editoryal anlaşma imzalattılar.
Üçüncü yazı yarın.
* Bu konuyu merak edenler, hele gazetecilik diye bir mesleğin varlığına inananlar ya da bağımsız gazetecilik ne ola ki diye düşünmek isteyenler,
internetten girerek özellikle geçen haziran, temmuz ve ağustos aylarının Wall Street Journal, New York Times, Washington Post, Financial Times,
Guardian gazetelerinin haber ve yorumlarına göz atabilirler.

"Kadınlık meselesinde şekil ve kıyafet ikinci derecededir.
Asıl mücadele sahası,
asıl muzaffer olunması lâzım gelen saha nur ile, irfan ile, fazilet-i hakikiye
ile tezeyyün ve tecehhüz etmektedir."
Gâzi Mustafa Kemâl AtaTürk




nereye payidâr nereye








