'Irak taktiği' İran'a da uyarlanıyor
'Irak taktiği' İran'a da uyarlanıyor
'İran Demokrasi
Fonu'na 60 milyon dolar aktaran ABD, İran'da demokrasiyi desteklemek
bir yana, Tahran'ı paranoyaya sürükleyerek demokrasi hareketinin
ezilmesine yol açıyor. ABD'nin İran siyaseti, benzer fonlar ve panik
halinin yaratıldığı Irak savaşı öncesindeki tavrını andırıyor
31/12/2007 (807 kişi okudu)
Soraya Sepahpur-Ulrich
Geçenlerde 'İran Demokrasi Fonu'na 60 milyon dolar daha aktarıldı. Bu karar saçmalıktan başka bir şeye benzemiyor, bilhassa da iki düzine İran kökenli Amerikalı ve insan hakları grubu Kongre'ye başvurup programın kaldırılmasını istemişken. Gruplar programın geri teptiğini, İran'daki demokrasi çabalarına zarar verdiğini ve eylemcilerin üzerindeki baskıyı ağırlaştırdığını belirtiyor. Velhasıl şunu sormak farz oluyor: ABD, İran'daki demokrasi yanlıları için zorluk yarattığı halde vergi mükelleflerinin parasını niye kasten heba ediyor?
Bechtel'in Irak savaşına katkısı...
Belki de bunun cevabını, Irak işgaline varan sürece bakarak
bulabiliriz. 11 Eylül sonrasında ABD Başkanı Bush'un ana hedefi
Irak'tı, fakat bunun için Amerikan halkının da desteğini alması
gerekiyordu. Bu amaçla bir fedakârlık politikasını pompalamak lazım
geliyordu. Amerikan kamuoyu, savaşın kötülüğü yenmek için elzem
olduğuna inandırıldı.
Irak Bush yönetimi için öyle önemli bir hedefti ki, Beyaz Saray
'birimler arası nitelikte bir Irak Açık Diplomasi Grubu' bile kurdu;
grup Ulusal Güvenlik Konseyi, CIA, Pentagon, Dışişleri ve USAID
çalışanlarından oluşuyordu. Irak Açık Diplomasi Grubu da 'Iraklı
Özgürlük Sesleri'ni kurdu -bilhassa Amerikan olmayan basının önünde her
fırsatta demeç verip Saddam'ın acımasızlığından ve işkencelerinden söz
eden seslerdi bunlar. Rendon Group adlı bir halkla ilişkiler şirketi
de, 'Irak'ın demokratik sesi'ni teşvik etmek için Irak Ulusal
Kongresi'nin (INC) oluşturulması işini gördü. Şirket, Irak'ı Kaide'yle
bağlantılandırıp Saddam'ı yakın bir tehdit olarak sunarak Bush'un
savaşı pazarlamasına yardım etti. Sürekli Saddam'la İkiz Kuleler
fotoğraflarını bir arada kullandılar, halbuki bağlantı yoktu; fakat
ısrarlı tekrarlarla amaca ulaşıldı. Irak liderinin 45 dakikada kitle
imha silahlarını ateşlemeye muktedir olduğu yönündeki yalan yanlış
iddialar kitlelerin zihnine kazındı; bu minvalde Halepçe Kürtlerine
1988'de düzenlenen kimyasal saldırının video görüntüleri gösterildi ve
insanlar Saddam'a yönelik bir saldırının kötülüğü alt etmek anlamına
geldiğine ikna edilmeye çalışıldı.
Daha da manidar olan şu: INC'ye paralel olarak, kendilerine
'Irak'ı Saddam tahakkümünden kurtarmak isteyen önde gelen Amerikalılar'
diyen bir grup Irak'ın Kurtuluşu Komitesi'ni (CLI) kurdu. Önde gelen
üyelerin Yeni Amerikan Asrı Projesi ve Bush'un dış politikasını
biçimlendiren bir düşünce kuruluşu olan Amerikan Girişim Enstitüsü'yle
yakın bağları vardı. (Şunları da hatırlamakta fayda var: CLI üyeleri,
Çöl Fırtınası Operasyonu öncesi kurulan Körfez'de Barış ve Güvenlik
Komitesi'nin de üyesiydi. Körfez Savaşı'nda kullanılan 'kuvözlerden
atılan bebekler' hikâyesi -ki yalandı-, Hill&Knowlton adlı halkla
ilişkiler şirketinin marifetiydi.)
CLI'nin gerçekten de birçok meşhur üyesi vardı; Richard Perle,
Bernard Lewis, William Kristol, Randy Scheunemann, Newt Gringrich, John
MacCain, James Woolsey vs; eski dışişleri bakanı George P. Schultz da
eksik değildi elbet. Irak işgali öncesi Schultz Bechtel'in baş
danışmanı ve direktörüydü. Beyaz Saray'la yakın ilişkileri olan bu
savaş yanlısı grup adına konuşan Schultz, Saddam rejiminin
devrilmesinin yeterli olmadığını ve 'Irak ekonomisinin yeniden imarı
için ülkenin kurtuluşundan ileri adımlar atmak gerektiğini' ifade
ediyordu. Schultz savaşı çıkarmak için sadece siyasi nüfuzunu değil,
Bechtel yönetim kurulunun Bush yönetiminde danışmanlık pozisyonlarını
işgal eden üyelerini de kullandı. Ve Bechtel'in, bizzat yerle bir
edilmesine yardımcı olduğu ülkenin yeniden imarı için açılan ihalelerin
en ballılarına konmasını garanti altına aldı.
Bechtel'e Irak'ta ballı kontratlar verilmesinin ilk örneği de
değildi bu. Haaretz'e göre, eski İsrail Dışişleri Bakan
yardımcılarından Hanan Bar-On, 1980'lerde İsrail'in, Kızıldeniz'in
Akabe limanına uzanan bir Irak-Ürdün petrol boru hattı planına dair
görüşmelere katıldığını teyit ediyordu. Katılımcılar arasında Donald
Rumsfeld de vardı (ve o dönemde Başkan Reagan'ın danışmanı, ikinci Irak
işgalinde de savunma bakanıydı). Hattı Amerikan şirketi Bechtel'in inşa
etmesi düşünülüyordu. Bu pazarlıklar, Saddam'ın kendi halkının ve
komşusu İran'ın üzerine kimyasal bombalar yağdırdığı sırada vuku
buluyordu. 1985'te anlaşma suya düştü, zira Saddam'ın İsrail'den geçen
boru hattının güvenliğine dair endişeleri vardı.
'Duygusal çerçeve' hazır
Soru şu: Kongre, demokrasi yanlısı hareketin daha da ezilmesi
anlamına geldiği halde İran'a Demokrasi Tasarısı'nı niye onaylıyor?
Yarım yamalak ulusal istihbarat raporunun niyeti, İran'ı kitle imha
silahı programıyla ilişkilendirmek. Mesaj, kitleleri İran'ın sivil
programdan saptığına ve barışı için tehdit ettiğine inandırmayı
amaçlıyor. Bu fonla birlikte ABD yönetimi İran hükümetini kasten
paranoyaya sürüklüyor; Tahran ABD'nin kendisini devirmek için her yolu
kullanacağına inandırılıyor.
İran'ın tepkisi haliyle Amerikan planlarını ortaya çıkardığını iddia etmek ve bu amaçla özgürlükleri daha da budamak oluyor.
Amerika demokratların arzularının dibine bir kez daha başarıyla kibrit suyu ekiyor.
Brian Eno'nun da söylediği gibi, 'duygusal çerçeveyi çoktan
hazırlayan' Amerikalı halkla ilişkiler şirketleri, 'dilin geniş çaplı
manipülasyonuna' girişecek ve 'Amerikan emperyalizminin sadece kabul
edilebilir değil, haklı, aleni, kaçınılmaz ve hatta bir şekilde müşfik
görülür hale geleceği fokurdayan bir panik atmosferi yaratılmasını'
sağlayacak. Bush'un, ABD dış politikasını ve çıkarlarını rehin almayı
başaranların eşlik ettiği planı İran'a saldırmak.
(İran asıllı Amerikalı uluslararası ilişkiler uzmanı, 26 Aralık 2007)




"Kadınlık meselesinde şekil ve kıyafet ikinci derecededir.
Asıl mücadele sahası,
asıl muzaffer olunması lâzım gelen saha nur ile, irfan ile, fazilet-i hakikiye
ile tezeyyün ve tecehhüz etmektedir."
Gâzi Mustafa Kemâl AtaTürk
























