|
Kapatma davası henüz açılmadı!
|
İLÜSTRASYON: HİCABİ DEMİRCİ
|
İddianamenin
mahkemece kabulünden önceki evre soruşturma evresidir. Bu evredeki
işlemler gizlidir. Bu konuda açıklama yapan kamu görevlileri
soruşturmanın gizliliğini ihlal eder. İddianamenin kabul edilmesiyle
hukuki olarak dava açılmış olur ve muhakemenin kovuşturma evresi başlar
18/03/2008 (722 kişi okudu)
VAHİT BIÇAK
14
Mart 2008'de görsel ve işitsel medya AKP hakkında Yargıtay Başsavcılığı
tarafından kapatma davası açıldığını duyurdu. Bu haber üzerine yorumlar
ve analizler yapıldı, siyasi demeçler verildi. Hukuki açıdan 14 Mart
itibarıyla AKP hakkında açılmış bir kapatma davası mevcut mudur? Bu
sorunun yanıtı HAYIR'dır.
Siyasi parti kapatma davalarında takip edilecek usul hakkında 5271
sayılı CMK hükümleri uygulanır. 04.04.1929 tarihinden beri yürürlükte
bulunan CMUK, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılarak
tarihteki yerini almıştır. CMUK'un geçerli olduğu dönemde Cumhuriyet
Başsavcısı tarafından iddianame mahkemeye verildiği anda dava açılmış
oluyordu. Ancak CMUK'un yerine gelen ve 1 Haziran 2005 tarihinden beri
yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK dava açılma anını değiştirmiştir.
Savcının dava açma konusundaki takdir yetkisi, mahkemenin iddianameyi
kabul şartına bağlanmıştır. CMK 175. madde gereği, kamu davası
iddianamenin mahkeme tarafından kabulü anında açılmış olmaktadır.
Prosedür
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın AKP'nin kapatılmasıyla ilgili
iddianame düzenlemesi ve düzenlediği iddianameyi Anayasa Mahkemesi'ne
sunmuş olması kapatma davası açılması için yeterli değildir. Kapatma
davasının açılmış olabilmesi için Anayasa Mahkemesi tarafından
iddianamenin kabul edilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesi 14 Mart
2008 tarihinden itibaren 15 gün içinde bütün belgeleri inceledikten
sonra iddianameyi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'na iadesine veya
iddianamenin kabulüne karar verebilir.
Anayasa Mahkemesi 15 gün içinde iddianamenin iadesine karar
verirse kapatma davası açılmamış olur. AKP hakkında kapatma davası
açıldı denilebilmesi için Anayasa Mahkemesi tarafından iddianamenin
kabul edilmesi gerekir.
İddianame henüz Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmediğine göre, şu an itibariyle kapatma davası açılmış değildir.
Şu anda işlemekte olan süreç, kovuşturma evresi değil, soruşturma evresidir.
Muhakeme, soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki evreden oluşur.
İddianamenin mahkemece kabul edilmesinden önceki evre soruşturma
evresidir. Bu evredeki işlemler gizlidir. Soruşturma evresi gizli
olduğuna göre bu konuda açıklama yapan kamu görevlileri soruşturmanın
gizliliğini ihlal etmektedir. İddianamenin mahkeme tarafından kabul
edilmesiyle hukuki olarak dava açılmış olur ve muhakemenin kovuşturma
evresi başlar. Soruşturma evresinin aksine, kovuşturma evresi alenidir.
İddianame hangi hallerde iade edilir? CMK 174/1 hükmüne göre iddianame
üç nedenle iade edilebilir. Bu nedenlerden ilki, iddianamenin temel
unsurlarında eksiklik olmasıdır.
Hangi eksikliklerin varlığı halinde iddianamenin temel
unsurlarında eksiklik var sayılır? İddianamede görevli ve yetkili
mahkemenin gösterilmemiş olması; aleyhine iddianame düzenlenen kişi
veya kurumun kimlik bilgilerinin olmaması; şüphelinin müdafi
bulunmaktaysa müdafiin adının yer almaması, mağdur ve suçtan zarar
görenin açık kimlik bilgilerinin yazılmaması; mağdurun, suçtan zarar
görenin veya müştekinin bir vekili var ise bu vekilin bilgilerine yer
verilmemesi; açıklanmasında sakınca olmayan hallerde ihbarda bulunan
kişinin kimlik bilgilerine yer verilmemesi; şikâyette bulunan kişinin
kimlik bilgilerinin olmaması; şikâyetin yapıldığı tarihin
belirtilmemesi; yüklenen suçun açıkça belirtilmemesi; uygulanması
gereken kanun maddelerinin belirtilmemesi; yüklenen suçun işlendiği
yer, tarih ve zaman diliminin belirtilmemiş olması; suçun delillerinin
gösterilmemiş olması; şüphelinin tutuklu olup olmadığının belirtilmemiş
olması; şüpheli tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri
ile bunların sürelerinin gösterilmemiş olması; mevcut delillerin
yüklenen suçu oluşturan olaylarla ilişkilendirilmemiş olması;
iddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususların
ifade edilmesi ve lehine olan hususların ileri sürülmemesi;
iddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda
öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin
istendiğinin belirtilmemesi; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde
işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan
güvenlik tedbirinin açıkça belirtilmemesi; iddianameyi düzenleyen
Cumhuriyet Savcısı'nın imzasının bulunmaması durumlarında iddianamenin
temel unsurlarında eksiklik söz konusudur. İddianamenin iade
nedenlerinden ikincisi, iddianamenin isnat edilen suçun ispatına etki
edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenmiş
olmasıdır. İade nedenlerinden üçüncüsü, iddianame konusunun ön-ödeme ya
da uzlaşma yoluyla çözümlenecek bir suç olduğu soruşturma dosyasından
açıkça anlaşılan işlerde, iddianamenin ön-ödeme ya da uzlaşma yöntemi
uygulanmaksızın düzenlenmiş olmasıdır.
İade kararı
İfade edilen bu hallerden herhangi birinin gerçekleşmiş olduğunun
Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilmesi halinde, Anayasa Mahkemesi
iddianamenin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na iadesine karar
verebilme imkanına sahiptir.
Böyle bir yolun tercih edilmesi halinde, henüz açılmamış olan
kapatma davası, hiç açılmamış olacaktır. İddianamenin Anayasa
Mahkemesi'nce kabul edilmesi durumunda ise, AKP hakkında kapatma davası
açılmış olacak ve bu konu Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri çerçevesinde
görüşülerek karara bağlanacaktır.
Prof. Dr. Vahit Bıçak: Ceza Hukuku Öğretim Üyesi
|