Kendiliğinden çalan zil
Ergun Babahan
ebabahan@sabah.com.tr
Kendiliğinden çalan zil
İlk dersin sonundaki teneffüste evden getirdiğimiz Sana yağı sürülmüş ekmekle, küçük bir parça beyaz peynirden oluşan kahvaltımızı Marshall yardımı süt tozundan yapılma sütle içerdik.
Bunun adı, "beslenme saati"ydi.
Ders bitimini veya başlangıcını hademe kolunu havaya kaldırıp hızlı hızlı salladığı zille duyururdu.
Zil bizim için özgürlük ya da derse dönüş mutsuzluğu demekti.
Şimdilerde okul çevresinden geçerken hoparlörden yükselen mekanik melodileri işitiyorum.
Genelde ucuz dizi müziklerini zil sesine çevirmiş okullar.
Zil sesi nereden aklıma düştü derseniz, cevabı basit: Mardin'den.
Önceki gece Mustafa Oğuz'un yaptırdığı Sıla Okulu şerefine verilen destek yemeğine katıldım.
Herkes Mustafa'nın oğlu Can'ın Mardin'de çektiği birbirinden güzel fotoğrafları alarak, okulun ayakta kalması için karınca kararınca katkıda bulundu.
Bulundu, çünkü Sıla'nın yaratıcısı Gül Oğuz'un gözlemlerine dayanarak anlattığına göre, çocukların aileleri ayda 1.5 liralık katkı payını bile ödeyemeyecek kadar yoksul.
Kimi çocuklar eskimiş çoraplarının üzerine geçirdiği terliklerle okula geliyor.
Tuvaletleri temiz ve modern ama sabun alamıyorlar mesela.
Mustafa ve Gül Oğuz'un dostları Sıla Okulu'nu ayakta tutmak için sık sık bir neden buluyor.
Sırf bir köyde umutlar kararmasın diye.
Okul müdürünün bile Mardin'den kalkıp geldiği bir gece yaşadık.
Eli boş gelmemişti.
Karne günü çocuklarla yapılan söyleşilerden oluşan bir kaset de getirmişti.
Kurulan ekranda izledik.
Beni en çok etkileyen, küçük bir kız çocuğunun anlattıklarıydı...
"Eskiden zili hademe çalardı" dedi apaydınlık yüzüyle...
Ardından ekledi, "Bu okulda zil kendiliğinden çalıyor."
Binanın modernliği, kaloriferli oluşu, bilgisayar sınıfının seviyesi umurunda değildi.
Zil kendiliğinden çalıyordu ve Mardin'in bir köy ilkokulunda pırıl pırıl bir yavruyu mutlu ediyordu.
Kendi payıma hademenin çaldığı zili günümüzün melodili zillerine tercih ederim ama küçük bir kızın mutluluğu için kendiliğinden çalan zili de sevebilirim...




"Kadınlık meselesinde şekil ve kıyafet ikinci derecededir.
Asıl mücadele sahası,
asıl muzaffer olunması lâzım gelen saha nur ile, irfan ile, fazilet-i hakikiye
ile tezeyyün ve tecehhüz etmektedir."
Gâzi Mustafa Kemâl AtaTürk
























