|
Pakistan'ın istikrarı için yeni liderlere destek vermeliyiz
ABD Pakistan'ın
istikrara kavuşmasını istiyorsa, Müşerref'in sağ kalmasını bekler gibi
görünmekten vazgeçmeli. Müşerref'in zararına bile olsa, ülkenin
demokrasi yolundan sapmaması için askeri olmayan projelere mali destek
vermeliyiz
18/03/2008 (105 kişi okudu)
Pakistan'da geçen ay düzenlenen genel
seçimlerde, itibar görmeye yetecek kadar temiz bir karar ortaya konuldu
ve Devlet Başkanı Pervez Müşerref'in partisi büyük bir bozguna uğradı.
Ana muhalefet liderleri Asıf Ali Zerdari ve Nevaz Şerif bununla da
kalmayıp güçlerini birleştirerek, Müşerref'i görevinden gerekirse zorla
alabilecek bir anlaşmaya vardılar.
Bu anlaşma gerçekten tutarsa, pazartesi toplanacak yeni meclis,
Müşerref'in geçen yıl iktidara tutunmak için çaresizlik içinde kovduğu
Yüksek Mahkeme yargıçlarını görevlerine geri getirecek. Yüksek Mahkeme
tekrar toplandıktan sonra muhtemelen, Müşerref'in korktuğu iş başına
gelecek ve mahkeme kendisinin yeniden seçilmesini geçersiz kılacak.
Zerdari ve Şerif ayrıca, bu eski genelkurmay başkanının meclisi
feshetme ve askeri liderler atama yetkisini elinden alacak yeni yasalar
çıkarma konusunda da anlaşma sağladı.
Bir aydır artan bombalı intihar saldırılarının da gösterdiği gibi,
hem nükleer silahları olan hem de Taliban ve Kaide'yle fazlasıyla sıcak
ilişkiler içinde bulunan Pakistan açısından tehlikeli bir dönem bu.
Müşerref, Pakistan'ın demokratik süreçleri sonucunda koltuğundan
edilmişse, bu Pakistan'ın bileceği iştir. ABD burnunu sokmamalı.
Müşerref ülkesinin anayasasını ve Pakistan halkını saygısızca
dikkate almazken, Bush yönetimi onu inatla desteklemeye devam etmişti.
Yönetim şimdi kim iktidara gelirse gelsin onunla birlikte çalışma sözü
verdi, ancak yargıçların görevlerine dönmesiyle ilgili bir tavır
benimsemeyi reddeti ve hâlâ Müşerref'in bu olaylardan sağ çıkmasını
bekler gibi görünüyor.
Olabilir gerçekten de, ama bu olasılık ABD'yi, gerçek bir anayasal
demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü istediklerini söyleyen Zerdari,
Şerif ve diğer laik ılımlı liderleri desteklemekten alıkoymamalı. Bush
Pakistan'da demokrasiye (ve gerçek anlamda istikrara) bağlılığını
kanıtlamak istiyorsa, ülkenin ciddi bir biçimde sarsılmış kurumlarını
yeniden güçlendirecek ve Pakistanlıların günlük hayat standartlarını
iyileştirebilecek, askeri olmayan projelere mali yardımını büyük ölçüde
artırabilir. Senato'nun Dış İlişkiler Komitesi'nin Başkanı Senatör
Joseph Biden, Pakistan'ın yeni yönetiminin demokrasi yolundan
çıkmamasını teşvik etmek için yılda 1 milyon dolar 'demokrasi' payı
vermeyi, okullar, yollar ve hastanelerde kullanılmak üzere yapılacak
askeri olmayan yardımların üç katına, yani 1,5 milyon dolara
çıkarılmasını önerdi. Bu iyi bir başlangıç noktası.
Aşırılık yanlıları her türlü zaaf belirtisinden güç alacak,
dolayısıyla Müşerref ve rakipleri bu geçiş sürecini mümkün olduğunca
çatışmasız atlatmalı. Müşerref'in iktidara gelmesine yardım etmiş ve
seçimlere karışmamış olan ordu, siyasetten elini tümüyle çekmeli. Bunun
yerine, gitgide güçlenen Kaide, Taliban ve yurt içi ayaklanmalara karşı
koyabilmek için, kendi kapasitesini artırmaya odaklanmalı. İstihbarat
servisleri de militanlarla oynadıkları ikili oyunlara son vermeli.
Pakistan'da yaşananlar doğrudan Afganistan'ı da olumsuz etkiliyor.
Aralarında kanun tanımayan bir sınır uzanıyor; ikisi de artık daha
fazla kargaşa kaldıracak halde değil. Pakistan'ın yeni sivil
liderlerinin lekesiz isimler olduğunu kimse söyleyemez. Gerek
Zerdari'ye gerek Şerif'e ciddi yolsuzluk suçlamaları yöneltiliyor. Yine
de bu liderler, ülkelerini yeni bir yola sokmaya çalışırken ABD
desteğini hak ediyorlar. İşleri yoluna koymak için ellerinde fazla
zaman yok. Patlayan er intihar bombası, aşırılık yanlılarının gücünü ve
demokrasinin başarısızlığa uğramasını ne kadar çok istediklerini bir
kez daha hatırlatıyor.
(Başyazı, 15 Mart 2008)
|