fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
blogmedya smart people www.aktifsayfa.comRSSYorum RSS
12 mart 1921fifa 2010

Banner Maker Banner Maker Banner Maker

bila kayd u şard "Kadınlık meselesinde şekil ve kıyafet ikinci derecededir. Asıl mücadele sahası, asıl muzaffer olunması lâzım gelen saha nur ile, irfan ile, fazilet-i hakikiye ile tezeyyün ve tecehhüz etmektedir." Gâzi Mustafa Kemâl AtaTürk Banner Maker nufüs huviyet cuzdanı myspace graphics

gökyüzü kadar kırmızı 2006

orfeonrecord13289.bloggum www.bigoo.wswww.bigoo.ws

mutlu seneler 2023 e naruto shippudennereye payidâr nereye world nereye worldolmazsa olmazGlitter Photossosyalguvenligi tam turkey su da suretthe bank kelebek ektisi worldworld gezegen

ULU ÖNDER ATATÜRK'Ü ANIYORUZ 

 

 

Advertisement

» ULU ÖNDER ATATÜRK'Ü ANIYORUZ (9-10 Kasım 2007)



-BÜYÜK ÖNDER ATATÜRK EBEDİYETE İNTİKALİNİN 69. YILINDA ANITKABİR'DE DEVLET TÖRENİ İLE ANILDI

ANKARA (A.A) - 10.11.2007 - Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 69. yılında Anıtkabir'de düzenlenen devlet töreni ile anıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığındaki devlet erkanı mozoleye çelenk koyarak, Atatürk'ün manevi huzurunda 2 dakika saygı duruşunda bulundu.
Anıtkabir'deki tören saat 8.55'de devlet erkanının aslanlı yolda yürüyüşü ile başladı.
Cumhurbaşkanı Gül başkanlığındaki kortejde TBMM Başkanı Köksal Toptan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu, bakanlar, kuvvet komutanları, siyasi partilerin temsilcileri, bürokratlar ve diğer devlet erkanı yer aldı.
Abdullah Gül, üzerinde ''Cumhurbaşkanı'' yazan kırmızı-beyaz karanfillerden oluşan çelengi mozoleye koydu. Atatürk'ün 69 yıl önce ebediyete intikal ettiği saat 09.05'de ''ti'' sesi ve sirenler eşliğinde 2 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Ardından İstiklal Marşı okundu. Bu sırada gönderdeki Türk bayrağı da yarıya indirildi.
Cumhurbaşkanı Gül ve protokolde yer alan devlet erkanı daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti. Gül, burada Anıtkabir Özel Defterine şunları yazdı:
''Aziz Atatürk,
Ebediyete intikalinizin 69. yıl dönümünde sizi sevgi saygı ve rahmetle anıyoruz. Cumhuriyetimizin temel değerlerine, ilke ve devrimlerinize, ideallerinize yürekten bağlı Türk milleti size minnettardır. Aydınlık geleceğe uzanan Türkiye Cumhuriyeti düşüncelerinizden feyiz alarak gelişmesini ve güçlenmesini sürdürmektedir. Millet ve devlet olarak ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne taşımaya, en büyük eseriniz Cumhuriyeti her alanda yüceltmeye, sonsuza kadar korumaya ve yaşatmaya kararlıyız. Türkiye Cumhuriyeti insanlığın ilerlemesine katkıda bulunan modern ve güçlü bir ülke olarak dünyadaki itibarını sürekli artıracaktır. Cumhuriyetimizin 84 yıllık gurur veren kazanımları bunun en güzel ispatıdır.
Aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyor, şükranlarımızı sunuyoruz. Ruhunuz şad olsun.''
Cumhurbaşkanı Gül, deftere daha önceden yazılmış olan metni okudu ve imzaladı. Devlet protokolünün katıldığı törenin ardından Cumhurbaşkanı Gül, Anıtkabir'den ayrıldı.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, kuvvet komutanları ve beraberindeki bazı üst düzey komutanlar törenin ardından Anıtkabir Komutanı'nın odasına geçtiler. Bu sırada Orgeneral Büyükanıt ve komutanlara vatandaşlar sevgi gösterisinde bulundu ve alkışladı. Orgeneral Büyükanıt da el sallayarak vatandaşları selamladı.
Devlet töreninin ardından askeri ve sivil erkan ile öğrenciler Atatürk'ün kabrinin önünde saygı geçişi yaptılar.


-ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU'NDA ''OKUNUŞUNUN 80. YILINDA BÜYÜK NUTUK'UN DEĞERİ'' KONULU TOPLANTI

- CUMHURBAŞKANI GÜL: ''ATILACAK HER ADIM YÜCE ATATÜRK'E SAYGIDIR''

ANKARA (A.A) - 10.11.2007 - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Türkiyemizi daha güçlü, daha etkin, halkı refah içinde yaşayan, sözü dinlenir bir ülke haline getirme yolunda atılacak her türlü adım, aynı zamanda yüce Atatürk'ün hatırasına en anlamlı saygıdır. Böyle zamanlarda, Atatürk'e bağlılığın ve saygının en güzel göstergesi, problemlerini çözme kudretindeki bir Türkiye'nin inşası için çalışmaktır'' dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'nda düzenlenen ''Okunuşunun 80. Yılında Büyük Nutuk'un Değeri'' konulu toplantıda yaptığı konuşmada, Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü minnet ve rahmetle andığını belirtti. Gül, bu tür toplantıların Atatürk'e ait hatıraları yad etme vesilesi olduğunu belirterek, ''Aynı zamanda onun bize bıraktığı emaneti, ne kadar doğru sahiplendiğimizi anlama ve bulunduğumuz konumu gözden geçirme süreçleridir'' dedi.
Atatürk'ün gösterdiği hedeflere, en çok bu dönemde yaklaşıldığını anlatan Gül, ''Şunu ifade edebilirim ki onun 69. ölüm yıl dönümünde ilelebet yaşatma azim ve kararlılığında olduğumuz Cumhuriyet, emin ellerdedir'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Gül, Cumhuriyet'in kurulmasından bu yana geçen 84 yıllık süreçte Türkiye'nin Atatürk'ün koyduğu çağdaş uygarlık düzeyi hedefi doğrultusunda ileri bir demokrasi olarak, Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerinde ilerlediğini söyledi.

-''ATATÜRK'ÜN VERDİĞİ İLHAM''-

Türk ekonomisinin bütün sektörlerinde üretim ve kalite hamlesi yaptığını, dünyadaki yükselen ekonomiler arasında girdiğini anlatan Gül, sözlerine şöyle devam etti:
''Türkiye, barışçı diplomasisi ve modern ordusuyla dünya ve bölge barışına katkıda bulunan, böylece 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' şiarını hayata geçiren, itibarlı bir konuma ulaşmıştır. Türk halkı, kendi kültür mirasıyla çağdaş kimliğini ve değerlerini başarıyla uzlaştırmış, edebiyatta, sanatta, sporda, eğitimde ve bilimde yaşamakta olduğu bir çeşit rönesans ile dünyaya adını duyurmuştur. Türkiye'nin bu konumu, milletimizin on yıllar süren ortak çabasının bir sonucudur. Atatürk bu ortak çabanın öncüsü ve mimarı olmuştur. Türkiye'nin bu süreçte ulaştığı seviye, Atatürk'ün verdiği ilhamla milletimizin çalışkanlığının, en iyiye ulaşma arayışının bir ürünüdür.
Bugünkü Türkiye, milletimizin bir yandan birlik ve bütünlüğüne, egemenliğine, çeşitliliğine, kimliğine ve değerlerine sahip çıkarken aynı anda çağdaş dünya koşullarına ve evrensel değerlere uyum gösterme yeteneğine sahip olduğunu da ispatıdır. Bütün bu gayretlerdeki ortak hedef Türkiye'nin milli birlik, bütünlük ve huzur içinde gelişmesi, güçlenmesi, büyümesi, modernleşmesi olmuştur. Bu hedefe ancak demokrasi ve hürriyet ortamında, laiklik ve hukukun üstünlüğü ilkeleri temelinde ulaşılabilmiştir. İlerleyişimizin bundan sonraki aşamaları da aynı ilkeler doğrultusunda kat edilecektir.''

-''GERÇEK LİDER...''
Cumhurbaşkanı Gül, liderliğin, çağın ihtiyaçlarını iyi tespit edip, tarihi, yaşarken yakalayabilmek olduğunu ifade ederek, kendi dinamik karakter ve özelliklerini birleştirebilen kişilerin ''gerçek lider'' olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Bu anlamda Mustafa Kemal, bütün çabalara rağmen çağının ruh ve dinamiklerini yakalayamayan son dönem Osmanlı idarecileri karşısında gerçekçi, dengeli, açık ve Türkiye'nin özellikleriyle örtüşen bir lider olarak emsalleri arasında temayüz etmiştir. Ayrıca büyük bir medeni cesaret göstererek, yeni durumla ilgili düşünce ve tekliflerini ifade etmekten çekinmemiştir'' diye konuştu.
Atatürk'ün, Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'ndaki yenilgisi karşısında mücadeleyi terk etmeyerek, milli güçleri gerçekçi ve meşruiyetçi bir çizgide TBMM çatısı altında bir araya getirmesinin başka bir özelliği olduğuna dikkati çeken Gül, ''Tarihimizin milli mücadele ve istiklal harbi olarak geçen bu kutsal çaba, yine onun, çağın ruhunu ve toplumun dinamiklerini ne kadar doğru anladığını göstermektedir'' dedi.
''Yeni Türkiye Projesi''nin aynı anlayışın ürünü olduğunu ifade eden Gül, Birinci Dünya Savaşı'nda imparatorluklarını kaybeden ülkeler başta olmak üzere çok sayıda devletin totaliter rejimlerin altında büyük bir insani drama doğru sürüklendiğini belirtti.
Gül, ''Atatürk'ün gerçek lider konumu, Türkiye'yi komünizme ve faşizme teslim etmemiştir. Böylece onun gerçekçiliğinin bir başka görüntüsü olan ideolojik aşırılıktan kaçınma, demokratik sistemin asıl hedefi olarak muhafaza edilmesi gayreti belirgin olarak öne çıkmaktadır. Atatürk'ün bütün prensiplerini tamamlayan ve sahip olduğu çağdaş anlayışın donup kalmasını önleyen şey de bu taassuptan uzak tavrıdır'' diye konuştu.
Bu anlayışın arkasında her türlü eleştirel ve yeni düşünceye açık olma anlamına gelen bilimsel anlayışı yol gösterici alma prensibinin yattığını anlatan Gül, Atatürk'ün bu anlayışıyla değişen yurt ve dünya şartlarına asla ters düşmediğini kaydetti.
''O'nun ölümünden sonra belki de ihmal ettiğimiz şey, bilimsel düşüncenin göz ardı edilmesi ve çağın ruhunun anlaşılamamasıdır'' diyen Gül, 29 Ekim, 10 Kasım, 19 Mayıs , 23 Nisan ve 30 Ağustos gibi anlamlı günlerde yurt ve dünya şartlarının gerçekçi ve meşruiyetçi bir şekilde değerlendirilmesinin Atatürk ve Cumhuriyeti anlamaya hizmet edeceğini belirtti.
-''TÜRKİYE CUMHURİYETİ, İLELEBET YAŞAYACAKTIR''
Gül, sözlerini şöyle tamamladı:
''Cumhuriyet, hala bir medeniyet projesidir ve bu hedefe gerçekçi ve meşru yollarla varmak kararındadır. Siyasi hayatımızın demokratikleşmesi hedefi tahakkuk etmekte, demokrasimiz derinleşmektedir. Devletin yaptığı her şey, hukukun, kamuoyunun ve bilimsel düşüncenin denetim ve eleştirisine açıktır. Bu vadide en geniş anlamda ifade hürriyetinin sağlandığı imkanlarla meydana gelen tartışmalar sayesinde Türkiye'nin çağın ruhunu yakalayarak yurtta ve dünyada barış ilkesini hayata geçirmesi mümkün olacaktır.
Atatürk'ün 'büyük eserim'' dediği demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, O'nun işaret ettiği yolda ilelebet yaşayacaktır. Bu emanetine bu günde aynı yüksek ruh ve şuurla sahip çıkarak Cumhuriyetimizi daha da yükseklere taşıma azim ve kararlılığında olacağız. Türkiyemizi daha güçlü, daha etkin, halkı refah içinde yaşayan, sözü dinlenir bir ülke haline getirme yolunda atılacak her türlü adım, aynı zamanda yüce Atatürk'ün hatırasına en anlamlı saygıdır. Böyle zamanlarda, Atatürk'e bağlılığın ve saygının en güzel göstergesi, problemlerini çözme kudretindeki bir Türkiye'nin inşası için çalışmaktır.''


-ERDOĞAN: ''TÜRKİYE, CUMHURİYETİMİZİN VE DEMOKRASİMİZİN KAZANIMLARINDAN GERİ ADIM ATMA GİBİ BİR ANLAYIŞI ASLA GÜNDEMİNE ALMAZ''

ANKARA (A.A) - 10.11.2007 - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye, Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin kazanımlarından geri adım atma gibi bir anlayışı asla gündemine almaz, alamaz ve bugüne kadar bu olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'nda ''Okunuşunun 80. Yılında Büyük Nutuk'un Değeri'' konulu oturumda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin milletiyle, parlamentosuyla, ordusuyla, eğitim, kültür, sağlık, adalet kurumlarıyla bölgesinin en güçlü, dünyanın itibarlı devletleri arasında yerini aldığını söyledi.
Erdoğan, sözlerine, Cumhuriyetimizin kurucusu, istiklal ve istikbal mücadelesinin önderi büyük devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü vefatının 69. yılında saygıyla anarak başladığını ifade etti.
''Atatürk'ü vefat yıldönümünde anarken, hep birlikte Atatürk'ün fikir ve eserleri üzerinde yeniden düşünmeli, güncelliğini ve değerini hiçbir zaman kaybetmeyen temel felsefesini anlamaya çalışmalıyız'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bugün büyük bir özgüvenle, bir kez daha diyoruz ki, O'nun 'Büyük Eserim' dediği, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti O'nun işaret ettiği yolda, ilelebet yaşayacaktır. Bu emanetine, bugün de aynı yüksek ruh ve şuurla sahip çıkarak, Cumhuriyetimizi daha da yükseklere taşımaya kararlıyız. O'nun gösterdiği muasır medeniyetleri aşma hedefine doğru, milletimizin her bir ferdine en ileri hayat standartlarını sağlamak için büyük bir seferberlik içerisindeyiz.
İnanıyorum ki, milletimiz O'nun eserlerine, Cumhuriyetimizin bütün değer ve kurumlarına geçmişte ve bugün olduğu gibi gelecekte de sahip çıkacaktır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Cumhuriyet değerlerimizi her türlü siyasi ve toplumsal tartışmanın üzerinde tutmaya devam edeceğiz. Bana göre, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ebediyete uğurladığımızı bugünü onun mücadele heyecanını yaşayarak, fikirlerini çok daha iyi anlamaya çalışarak geçirmek en doğru anma biçimi olacaktır.''

-''TÜRKİYE MİLENYUMUN YÜKSELEN YILDIZI OLMUŞTUR''
Türkiye'nin bugün Cumhuriyetin kuruluş idealine uygun olarak özgür ve müreffeh dünyanın, medeni milletler camiasının saygın bir ülkesi haline geldiğini anlatan Erdoğan, Türkiye'nin gündemi belirlenen değil, artık gündem belirleyen ülkeler arasına girdiğini söyledi.
Erdoğan, geçen yıllarda millet olarak gerçekleştirilen kalkınma hamleleriyle bu hedefe her zamankinden daha çok odaklandığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
''Aziz milletimiz, milli mücadele ve İstiklal ruhunu ilk günkü azim ve kararlılığıyla korumuş, ülkemiz tarihi mesafeler almıştır, milletimizin en büyük başarılarından biri sadakatle sahiplendiği Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırmasıdır. Bugün, milletimizin refah ve özgürlük standartlarını daha da yükseltmiş olmanın verdiği huzur ve şuurla başımız dik, alnımız ak bir millet olarak tarih sahnesindeyiz. Geçtiğimiz yüzyıl başında çok önemli badireler atlatan Türkiye, yüzyılın sonunda ve içinde bulunduğumuz bu yeni yüzyılda çok güçlü bir ülke konumuna yükselmiştir. Türkiye, yeni milenyumun yükselen yıldızı olarak her geçen gün gücüne güç katmaktadır. Ülkemiz ekonomik, sosyal ve siyasi sorunların aşarak her alanda büyük bir değişim ve dönüşümü gerçekleştirerek, bir güven ve istikrar ülkesi haline gelmiştir.''
Erdoğan, Atatürk'ün 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' ilkesine uygun olarak, bölgesel ve küresel barışın korunmasında Türkiye'nin aktif rol üstlendiğini belirterek şunları kaydetti:

-''BARIŞ ARAYIŞLARININ EN AKTİF SÖZCÜSÜ''
''Türkiye, bütün dünyada tırmanan şiddet ve çatışma kültürüne karşı, dünyanın her bölgesindeki barış arayışlarının en aktif sözcüsü olmuştur. Türkiye, özellikle son yıllarda gerçekleştirdiğimiz reformlarla dünyanın en büyük 17. ekonomisi, Avrupa'nın en büyük 6. ekonomisi haline gelmiştir. Türkiye'nin ekonomik gelişmesiyle demokratik gelişmesinin paralel yürümesi, çok ama çok önemlidir. Zira demokratik istikrar ile ekonomik istikrar birbirini tamamlayan iki temel sütundur. Ülkemiz, bu iki temel sütun üzerinde yükselmektedir. 'Sessiz devrim' olarak adlandırılan önemli dönüşümlere imza atan Türkiye, ekonomik kalkınma ile demokratik reformları eş zamanlı zamanlı olarak gerçekleştirmektedir. Dolayısıyla, Türkiye, Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin kazanımlarından geri adım atma gibi bir anlayışı asla gündemine almaz, alamaz ve bugüne kadar bu olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır.''
Başbakan Erdoğan, demokrasi, özgürlükler ve insan hakları gibi siyasal ve hukuki alanlardaki çağdaş adımların Türkiye'nin yıllarca atıl bırakılan kapasitesini harekete geçirdiğini belirterek, vatandaşla devlet arasındaki ilişkilerin güven zeminine oturtulduğunu söyledi.

-''BİZE AİT BÜTÜN DEĞERLER BİRLEŞTİRİCİDİR''
Erdoğan, demokrasi ve hukukun özgürlük zemininde gelişmesinin beraberinde ekonomik kalkınmanın da manivelası, itici gücü olduğunu belirterek, şunları söyledi:
''Bu anlamlı gün vesilesiyle bir hususu tekrar vurgulamakta fayda görüyorum: Türkiye'nin toplumsal enerjisini büyüterek ekonomik ve demokratik gelişme istikametine kanalize etmek için, ortak değerlerimizi tartışma konusu olmaktan çıkarmamız gerekiyor.
Bizi akamete uğratacak, yolumuzdan alıkoyacak olan en büyük tuzak, ortak ve birleştirici değerlerimiz üzerinden yürütülen yıpratıcı tartışmalardır. Millet olarak, kadim değerlerimiz, medeniyet birikimimiz, Cumhuriyet kazanımlarımız başta olmak üzere bize ait bütün değerler birleştiricidir. Unutmayalım ki, Cumhuriyetimiz büyük Türk Milletinin ortak değeridir. Cumhuriyeti ve onun ilkelerini koruma misyonu bütünüyle toplumumuzun, milletimizin uhdesindedir. Her toplumsal, siyasal tartışmayı, birleştirici değerler zeminine taşımak hem yapay ihtilaflara yol açmakta hem de akılcı, rasyonel, kamusal tartışmanın önünü tıkamaktadır.''
1919 yılının 19 Mayıs'ında Samsun'a ayak basan Atatürk'ün zihninde bir dünya tasavvuru olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
''Bu tasavvur, dönemin cihan şümul değerlerine dayanan bir tasavvurdu. Milli egemenlik, milli devlet gibi temel değerler, O'nun dünyayı kavrayan cihan şümul bakışının ürünüdür. Bugün Atatürk'ü referans göstererek hareket etmek, evrensel değerleri ve çağdaş normları gözeterek hareket etmeyi, milli benliğimizi koruyarak çağdaş dünyaya açılmayı gerektirmektedir. Atatürk'ün mirasına sahip çıkmanın yolu, bugün de Türkiye'yi evrensel, demokratik normların rehberliğinde büyütmek ve güçlendirmektir. Hükümet olarak bu şuurla, bu sorumluluk duygusuyla hareket ediyoruz. Tarihin de, günümüz şartlarının da bize yüklediği sorumluluğun bilincinde olarak milletimizi ve memleketimizi daha ileriye taşımanın gayreti içerisinde en üst seviyede ısrarlıyız.''
Erdoğan, Başbakanlığa bağlı olan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile bu kuruma bağlı kuruluşların, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aziz hatırasına ilişkin çalışmalarını daima desteklediklerini söyledi.
Bu çalışmalara bugün de büyük önem verdiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, ''2005 yılında, Yüksek Kurum Başkanı'nca şahsıma sunulan Atatürk Ansiklopedisi çalışmaları bu yıl hız kazandı. Atatürk Ansiklopedisi'nin O'nun 70. ölüm yıldönümünde yani 2008 yılı Kasım ayı itibariyle tamamlanacağını diliyor ve bekliyoruz. Böylece, Atatürk'ün kişiliği yanında, milli mücadeleyi doğrudan etkileyen, 1918-1938 yıllarını içine alan, olaylar, şahsiyetler, kurum ve kuruluşlara ilişkin bilgiler, akademik bir süzgeçten geçirilip güvenilir birincil kaynaklara dayanılarak ortaya konmuş olacaktır. Bu düşüncelerle ölümünün 69. yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, silah arkadaşlarını ve bu vatan için şehit düşmüş, gazi olmuş kahramanlarımızı bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.''
Başbakan Erdoğan, konuşmalar başlamadan önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile bir süre tek tek sohbet etti.


-CUMHURBAŞKANI GÜL: ''10 KASIM, TÜRK MİLLETİ İÇİN BÜYÜK KURTARICISINI ANMA GÜNÜ OLDUĞU KADAR, SAHİP OLDUKLARININ DEĞERİNİ BİLEREK, CUMHURİYET'İN ERDEMLERİNE SADAKATİNİ VE ATATÜRK'ÜN İDEALLERİNİ GERÇEKLEŞTİRME KONUSUNDAKİ KARARLILIĞINI GÖSTERME GÜNÜDÜR''

ANKARA (A.A) - 09.11.2007 - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 10 Kasım, Türk milleti için büyük kurtarıcısını anma günü olduğu kadar, sahip olduklarının değerini bilerek, Cumhuriyet'in erdemlerine sadakatini ve Atatürk'ün ideallerini gerçekleştirme konusundaki kararlılığını gösterme günüdür'' dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, Büyük Önder Atatürk'ün ebediyete intikalinin 69. yılı dolayısıyla bir mesaj yayınladı.
Gül, mesajında, Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı, rahmet ve minnetle andığını ifade etti. Gül, mesajında şunları kaydetti:
''10 Kasım, Türk milleti için, büyük kurtarıcısını anma günü olduğu kadar, sahip olduklarının değerini bilerek, Cumhuriyet'in erdemlerine sadakatini ve Atatürk'ün ideallerini gerçekleştirme konusundaki kararlılığını gösterme günüdür.
Türk milleti, insanlığın ortak değerlerine, uygarlığın şekillenmesine büyük katkıda bulunmuş, tarihe ve insanlığa mal olmuş bir lider olan Atatürk'ü yetiştirmiş yüce bir millettir.
Atatürk, düşünceleri, başarıları, eserleri, ilke ve devrimleriyle yaşadığı çağı aşan ve her dönemde güncelliğini koruyan büyük bir liderdir.
Engin ileri görüşlülüğü, barış yanlısı tutumu, dünya gerçeklerini iyi bilmesi, insani değerlere verdiği önem, düşüncelerindeki evrensel boyut, Atatürk'ü dünyanın en itibarlı liderlerinden biri yapmıştır.
Atatürk'ün İstiklal Savaşı'nın ardından kurduğu ve genç nesillere emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin büyüklüğünü yansıtan eşsiz bir eserdir.
Türkiye, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte önemli devrimler, reformlar ve atılımlar gerçekleştirmiş, siyasal, toplumsal, hukuksal, kültürel ve ekonomik alanlarda büyük değişimler yaşamıştır. Türkiye'nin 84 yılda geldiği seviye, milletimizin yaratıcılığının, çalışkanlığının, en iyiye ulaşma arayışının bir ürünüdür.''

-''EN BÜYÜK ÖDEVİMİZDİR''-

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Atatürk'ün, hayatı boyunca Türk milletinin yücelmesi için çalıştığını belirterek, O'nun Türk ulusuna gurur duyulacak bağımsız ve modern bir Cumhuriyet, sağlam temeller üzerinde yükselen barışçı bir ülke ve onurlu bir geçmiş bıraktığını belirtti. Gül, şunları kaydetti:
''Önünde aydınlık bir gelecek uzanan Türk milleti, geçmişten gelen ortak duygularını, birlik ve beraberliğini, en önemli değeri olan Cumhuriyet'i ileriye taşımaya kararlıdır.
Türk milleti, Atatürk'ün düşüncelerinden, ilke ve devrimlerinden güç alarak ilerlemesini devam ettirecek, ülkesini muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarma başarısını gösterecektir. Bu tarihten gelen bir sorumluluğumuz, gelecek nesillere karşı en büyük ödevimizdir.
Bu duygu ve düşüncelerle, yurdumuzun kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü bir kez daha minnet, rahmet ve şükranla anıyorum.''


-TBMM BAŞKANI TOPTAN: "ATATÜRK, ADINI DÜNYA TARİHİNE ALTIN HARFLERLE YAZDIRMIŞ UNUTULMAZ BİR LİDERDİR"

ANKARA (A.A) - 09.11.2007 - TBMM Başkanı Köksal Toptan, Atatürk'ün, adını dünya tarihine altın harflerle yazdırmış unutulmaz bir lider olduğunu belirterek, ''Atatürk sayesinde Anadolu topraklarından yükselen bağımsızlık ve özgürlük meşalesi, dünyada pek çok topluma örnek olmuştur'' dedi.
Toptan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının 69. yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.
Mesajına, ''Millet olarak, Cumhuriyetimizin kurucusu, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü, aramızdan ayrılışının 69'uncu yıldönümünde rahmet ve saygıyla anıyoruz'' diye başlayan Köksal Toptan, milletin Anadolu topraklarından silinmek istenildiği bir dönemde başlattığı Kurtuluş Savaşı'na önderlik eden Atatürk'ün, kurulmasını sağladığı modern Türkiye Cumhuriyeti ve siyasal, sosyal ve kültürel politikaları ile adını dünya tarihine altın harflerle yazdırmış unutulmaz bir lider olduğunu kaydetti.
TBMM Başkanı Toptan, Atatürk sayesinde Anadolu topraklarından yükselen bağımsızlık ve özgürlük meşalesinin, dünyada pek çok topluma örnek olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:
''Gerek ülkemizde ve gerekse tüm dünyada adının ilk günkü gibi heyecanla anılması biraz da bu yüzdendir.
Hiç şüphe yok ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün en büyük ideali, kurduğu Cumhuriyeti çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmaktı. Bunun için birçok önemli adımlar atmış ve kendinden sonraki nesillere bu ideali bir miras olarak bırakmıştır. Söz konusu miras, bugün, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için öncelikli görevdir.
84 yılı geride bırakan Cumhuriyetimizin ilk yıllarını, kıtlık ve savaşlar nedeniyle yokluk içinde geçiren milletimiz, bugün dünyanın sayılı devletlerinden biri olan Türkiye'de yaşamanın sevinç ve gururunu yaşamaktadır. Ülkemiz, temel insan hak ve özgürlüklerinin gelişmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve demokrasinin tüm kurum ve kurallarının geçerli kılınması yolunda da çok önemli mesafeler kat etmiş bulunmaktadır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın silah arkadaşlarıyla beraber kurduğu ve ilk Başkanlığını yaptığı Meclisimiz, bugün de ilk günkü heyecan ve kararlılık içinde Cumhuriyetimize sahip çıkarak yoluna devam etmektedir.
Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu, ilk Meclis Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk'ü bir kez daha rahmet, minnet ve saygıyla anıyor, tüm vatandaşlarımıza selamlarımı iletiyorum.''


-BAŞBAKAN ERDOĞAN: ''BUGÜN BÜYÜK BİR ÖZ GÜVENLE BİR KEZ DAHA DİYORUZ Kİ, 'BÜYÜK ESERİM' DEDİĞİ DEMOKRATİK, LAİK VE SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİ OLAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ, ONUN İŞARET ETTİĞİ YOLDA İLELEBET YAŞAYACAKTIR''

ANKARA (A.A) - 09.11.2007 - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk'ün ''Büyük eserim'' dediği Türkiye Cumhuriyeti'nin, onun işaret ettiği yolda ilelebet yaşayacağını ifade ederek, ''Bu emanetine bugün de aynı yüksek ruh ve şuurla sahip çıkarak, Cumhuriyetimizi daha da yükseklere taşımaya kararlıyız'' dedi.
Erdoğan, büyük önder Atatürk'ün 69. ölüm yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Cumhuriyetin kurucusu, İstiklal mücadelesinin önderi, büyük devlet adamı Atatürk'ü anarken, fikir ve eserlerinin üzerinde hep birlikte yeniden düşünülmesi, güncelliğini ve değerini hiçbir zaman kaybetmeyen temel felsefesini anlamaya çalışmak gerektiğini belirtti.
Atatürk'ün, ''Büyük eserim'' dediği demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin, onun işaret ettiği yolda ilelebet yaşayacağını büyük bir öz güvenle dediklerinin altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bu emanetine bugün de aynı yüksek ruh ve şuurla sahip çıkarak, Cumhuriyetimizi daha da yükseklere taşımaya kararlıyız. Onun gösterdiği muasır medeniyetleri aşma hedefine doğru, milletimizin her bir ferdine en ileri hayat standartlarını sağlamak için büyük bir seferberlik içindeyiz.
Türkiye bugün, Cumhuriyetimizin kuruluş idealine uygun olarak özgür ve müreffeh dünyanın, medeni milletler camiasının saygın bir ülkesi haline gelmiştir. İnanıyorum ki milletimiz, onun eserlerine, Cumhuriyetimizin bütün değer ve kurumlarına geçmişte ve bugün olduğu gibi gelecekte de sahip çıkacaktır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Cumhuriyet değerlerimizi her türlü siyasi ve toplumsal tartışmaların üzerinde tutmaya devam edeceğiz.
Bana göre, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ebediyete uğurladığımız bu günü, onun mücadele heyecanını yaşayarak, fikirlerini çok daha iyi anlamaya çalışarak geçirmek, en doğru anma biçimi olacaktır. Bugün onun gösterdiği çağdaşlaşma hedeflerine her zamankinden daha yakın olduğumuza inanıyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü aramızdan ayrılışının 69. yıl dönümünde rahmetle, şükranla anıyorum.''


-GENELKURMAY BAŞKANI ORGENERAL BÜYÜKANIT: ''BUGÜN, ATATÜRK'Ü ANLAMAK, CUMHURİYET'E VE ONUN LAİK, DEMOKRATİK VE SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİ OLAN YAPISINA SAHİP ÇIKMAK, ULUSUN BİRLİĞİNİ, ÜLKENİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUYARAK GELECEĞE GÜVENLE BAKMAK, BU UĞURDA HER TÜRLÜ FEDAKARLIĞA HAZIR OLMAK DEMEKTİR''

ANKARA (A.A) - 09.11.2007 - Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ''Bugün, Atatürk'ü anlamak, Cumhuriyet'e ve onun laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan yapısına sahip çıkmak, ulusun birliğini, ülkenin bölünmez bütünlüğünü koruyarak geleceğe güvenle bakmak, bu uğurda her türlü fedakarlığa hazır olmak demektir'' dedi.
Orgeneral Büyükanıt, Büyük Önder Atatürk'ün ebediyete intikalinin 69. yılı dolayısıyla yayımladığı mesajda, ''Türk ulusunun eşsiz lideri ve bütün dünyanın takdir ettiği büyük devlet adamı Ulu Önder Atatürk'ün ebediyete dahil oluşunun 69'uncu yıl dönümünde onsuzluğun burukluğunu derinden hissettiklerini'' belirtti.
Atatürk'ün engin düşüncelerinin değerinin yıllar geçtikçe çok daha iyi anlaşıldığına işaret eden Orgeneral Büyükanıt, ''10 Kasımların matem günü olmadığını unutmayacağız. Bu günleri, Atatürkçü düşünce sisteminin neresinde olduğumuzu ve onun devrimcilik ilkesinin ışığında, manevi mirası olan bilim ve aklın ne kadar takipçisi olduğumuzu sorguladığımız bir süreç olarak göreceğiz'' dedi.
Orgeneral Büyükanıt, donmuş, katılaşmış her türlü düşünceye ve bu düşüncelere giden yollara bilimi ve aklı rehber tayin etmek suretiyle set çeken Ulu Önder Atatürk'ün, ilke ve devrimleriyle mesajlarını çağlar ötesine taşıdığına işaret ederek, bugün, o mesajları anlamak ve gereklerini yerine getirmenin bir vatandaşlık borcu olduğunu vurguladı.

-CUMHURİYETİN KURULUŞUNDA ÇEKİLEN SIKINTILARI HATIRLAMAK-

''Bugün, Atatürk'ü anlamak; Cumhuriyet'e ve onun laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan yapısına sahip çıkmak demektir'' diyen Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
''Bugün, Atatürk'ü anlamak; ulusun birliğini, ülkenin bölünmez bütünlüğünü koruyarak geleceğe güvenle bakmak, bu uğurda her türlü fedakarlığa hazır olmak demektir. Bugün, Atatürk'ü anlamak; kişisel çıkar ve ihtirasların etkisinden uzak bir şekilde Türk yurdu ve ulusu için çalışmak demektir. Bugün, Atatürk'ü anlamak; mutluluğu, yalnız kendi ülkesinde değil, tüm insanlığın barış içerisinde yaşamasında arayacak kadar insan sevgisiyle dolu, üstün bir insanlık anlayışına sahip olmaktır. Bugün, Atatürk'ü anlamak; Atatürkçü düşünce sistemine bağlı olmak ve bu bağlılığı nutuklarda, söylemlerde ifade etmek değil, bunları davranışlara, uygulamalara yansıtmak demektir.
Kurucusu olduğu Cumhuriyet, bugün birtakım tehditlerle karşı karşıya kalmışsa bilmeliyiz ki, ilke ve devrimleriyle aydınlattığı yoldan sapmalar başlamıştır. Yeni ve sağlam ilkeleri ile Türk ulusuna çizdiği çağdaş uygarlık yolunda ilerlemek yerine çağın gerisine gidişe özlem duyarak bu yoldan ayrılmayı tercih edenler, sonsuz karanlıklarda kaybolmaya mahkumdurlar.
Üniter yapımız ve rejimin temel değerleri, bugün birtakım tehdit ve söylemlerle karşı karşıya kalmışsa bilmeliyiz ki, yüce ulusumuzun tek vücut halinde kenetlenmesini sağlayan Atatürk milliyetçiliğinden uzaklaşmalar başlamıştır. Cumhuriyetin ulus devlet yapısından da uzaklaşma anlamına gelen bu çabaların nelere yol açacağını görmek için Cumhuriyetin kuruluş sürecinde çekilen sıkıntıları hatırlamak yeterli olacaktır.''

-''TSK, CUMHURİYETİN BEKÇİSİ OLMAYA DEVAM EDECEK''-

Orgeneral Büyükanıt, ulusal sevinç ve kederde, ulusa karşı sorumluluklarda, karşılıklı sevgi ve saygı anlayışı içinde, yürekler aynı kutsal amaçlar için çarptıkça ulusal bütünlüğü ve Türkiye'nin temel değerlerini bozmak isteyen hiçbir gücün emellerine ulaşamayacağını ifade etti.
Cumhuriyete yönelik saldırılar karşısında bugün ve yarın, Türk ulusunun çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkma hedefini gerçekleştirebilmesinin ancak Atatürkçü düşünce sistemini yaşamak ve yaşatmakla mümkün olacağına dikkati çeken Orgeneral Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, bu anlayışla sorumluluğunun bilincinde, mükemmeli yapmanın arayışı içerisinde Cumhuriyetin yılmaz bekçisi olmaya devam edeceğini bildirdi.
Orgeneral Büyükanıt, mesajının son bölümünde şunları kaydetti:
''Yüce Atatürk,
Devrimlerinin esin kaynağı olarak değerlendirdiğin büyük Şair Tevfik Fikret'in de ifade ettiği gibi, Sen, ilke ve devrimlerinle ''ruhumuzu, benliğimizi, idrakimizi besleyecek; bize miskinlik verecek ne varsa'' bizi ondan uzaklaştırıp sonsuza kadar ''diri kalmamazın kaynağı'' olmaya devam edeceksin.
Zaman ve mekanın dar kalıplarını aşıp çağlar ötesine uzanan evrensel düşüncelerin, insanlığa ışık ve hayat kaynağı olmaya devam eden bir güneş gibi yolumuzu aydınlattıkça ne senden vazgeçeriz, ne eserinden.
Huzur içinde yat.''


Yorum ekle

<< Ana sayfa