Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
blogmedyaRSSYorum RSS
fifa 2010
bila kayd u şard "Kadınlık meselesinde şekil ve kıyafet ikinci derecededir. Asıl mücadele sahası, asıl muzaffer olunması lâzım gelen saha nur ile, irfan ile, fazilet-i hakikiye ile tezeyyün ve tecehhüz etmektedir." Gâzi Mustafa Kemâl AtaTürk myspace graphics

www.bigoo.wswww.bigoo.ws

mutlu seneler 2023 e nereye payidâr nereye world nereye worldolmazsa olmazGlitter Photossosyalguvenligi tam turkey su da suretthe bank kelebek ektisi worldworld gezegen
4 tane "abd" etiketli yazı bulundu "abd" tagli diger ogeler resimler , videolar

ABD, IRAK MİSYONUNU TAMAMLAYACAK 

 

 

Dünya  
 YUNANİSTAN'DA GENEL GREV

ResimATİNA - Yunanistan'da kamu ve özel sektör çalışanları, hükümetin, çeşitli meslek kuruluşlarının oluşturduğu 155 emeklilik fonunu yeni bir yasal düzenlemeyle 5 fonun çatısı altında toplamayı hedefleyen sosyal güvenlik reformu girişimini protesto etmek amacıyla yarın ülke genelinde 24 saatlik grev yapacak.
Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu ile Yunanistan Kamu Çalışanları Konfederasyonunun çağrısıyla yapılacak greve yerel yönetim, banka, elektrik ve su işleri çalışanları, toplu taşıma araçlarında görevli personel, sivil havayolu çalışanları ile basın-yayın çalışanlarının katılacağı açıklandı.
Grev süresince tüm devlet daireleri ve bankaların kapalı kalacağı, metro, otobüs, troleybüs ve tramvay dahil tüm toplu taşıma araçlarının sefere çıkmayacağı, yerel yönetim çalışanlarının da hizmet vermeyeceği belirtildi.
Sivil havayolu taşımacılığı çalışanlarının da greve iş bırakma eylemleriyle katılmaları çerçevesinde iç ve dış hatlarda çok sayıda seferin iptal edildiği açıklandı.
Öte yandan, basın-yayın organları çalışanlarının da greve katılacak olmaları nedeniyle basın toplantıları ile benzeri etkinlikler iptal edilirken, kamu ve özel televizyon kanalları, radyo istasyonları ve haber ajanslarının haber yayınlarını durduracakları belirtildi.

 "ABD, IRAK MİSYONUNU TAMAMLAYACAK"

ResimBALAD HAVA ÜSSÜ - Irak'a giden ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, ABD'nin Irak'taki misyonu tamamlamaya kararlı olduğunu ve Irak'ın "Amerikalılara yönelik yeni terör saldırıları için uygun zemin olmasına" izin vermeyeceklerini söyledi.
Cheney, Bağdat'ın yaklaşık 70 kilometre kuzeyindeki Balad Hava Üssünde 3 binden fazla Amerikan askerine hitaben yaptığı konuşmada, "Bütün Amerikalılar, bu misyonu tamamlayacağımızdan ve böylece başka bir Amerikan jenerasyonunun buraya yeniden gelmek zorunda kalmayacağından emin olabilir" diye konuştu.

 ALMAN YEŞİLLER PARTİSİ LİDERİ ROTH KKTC'DE
Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth, Kıbrıs'ın bölünmüşlük durumuyla ilgili olarak, ''geleceğin duvarlar örerek değil köprüler inşa edilerek kurulabileceğini'' söyledi. KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, davetlisi olarak KKTC'yi ziyaret eden Roth ve beraberindekileri kabul etti.
   18.03.2008 - 15:35:00 
 18 MART ŞEHİTLERİ BAKÜ'DE DE ANILDI
18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıl dönümü dolayısıyla Bakü'de de çeşitli anma ve kutlama etkinlikleri düzenlendi. Azerbaycan'ın bağımsızlığı için 1918'de Türkiye'den gelen Kafkas Türk İslam Ordusunun şehitleri anısına kurulan Türk Şehitliği'ndeki törende şehitlik anıtına çelenk bırakan Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi Hulusi Kılıç, daha sonra Şehitlik özel defterini imzaladı.
   18.03.2008 - 15:21:00

 

Kuzey Irak aynasında Türkiye, ABD, Kürtler... 

 

 

 

28 Şubat 2008


 cengizcandar@referansgazetesi.com

  Kuzey Irak aynasında Türkiye, ABD, Kürtler...


Bir yabancı yorumcu, Türkiye’nin Irak’ın kuzeyinde giriştiği “kara harekâtı”nı, İsrail-Gazze ilişkisine benzetmiş. Çok yanlış değil. İsrail, Gazze’den iki yıl önce çekildi.

Bölge, önce “Filistin Yönetimi”ne ait idi, daha sonra doğrudan Hamas’ın yönetimi altına girdi. Orası, İsrail’in “egemenlik alanı” sayılmıyor. Ancak, İsrail, istediği vakit, Gazze’den kendisine yönelen saldırılara cevap vermek ve cezalandırmak gerekçesiyle, Gazze’yi bombalıyor, Gazze’ye girip çıkıyor.

Türkiye’nin bir zamanlar, yani 1990’larda Kuzey Irak ile ilişkisi de böyleydi. 2003’ten itibaren, Türkiye, Kuzey Irak’ta kendisine tanımış olduğu “hareket serbestisi”ni kaybetti. Irak, Amerikan işgali altına girdiği, hava sahası Amerikan kontrolünde olduğu için, Türkiye’nin “gerekli gördüğü vakit”, Kuzey Irak’a asker sokması “Amerikan onayı”na bağlı idi.

Amerika, bu “onay”ı vermedi; böyle bir “sınır ötesi askeri harekât”a “yeşil ışık” yakmadı. Türkiye’nin askeri faaliyetine ABD tarafından kapatılan Kuzey Irak’ın yönetimi, 1991’den beri bu konumu elde eden Kürtlere geçti. Kürtler, Saddam zamanındaki fiili (de facto) yönetimlerini, Saddam’ın yıkılmasının ardından, Irak Anayasası’nda öngörülen “federalizm” uygulamasına göre, yasal hale (de jure) getirdiler.

Kürt yönetimi altındaki Kuzey Irak, ülkenin “tek istikrarlı” bölgesi olmaktan gayrı, Kürtler de ABD’nin Irak’taki “tek güvenilir müttefiki” oldular.

Türkiye’nin “kara harekâtı”, tüm bu parametreleri değiştirmiş olması bakımından, “askeri yönü”nden öteye “siyasi anlam” taşıyor.

 

***                ***             ***

 

Tam bir hafta önce başlayan “kara harekâtı”, Türkiye’nin “askeri gücü” ile Kuzey Irak’a dönüşünü simgeliyor. Bu “Amerikan yeşil ışığı” ile mümkün olduğu için, bir yanı ile, Türk-Amerikan ilişkilerinin “stratejik boyut”ta tamir edilmesini ifade ettiği gibi, harekâtın kapsamı ve süresi, ABD’nin “işbirliği”ne bağımlı kalıyor.

Hükümet kızabilir, “Biz, Meclis’ten tezkere çıkarttığımız için, TSK, Kuzey Irak’tadır” diyebilir ama, eğer 5 Kasım’da (2007) Beyaz Saray’da sağlanan Tayyip Erdoğan-Bush mutabakatı olmasa ve ABD, bu harekâta “yeşil ışık” yakmasa, tersine “Hayır, giremezsiniz; girerseniz beni karşınızda bulursunuz” deseydi, bu harekât olamazdı. Tezkere çıkmış olmasına rağmen olamazdı.

Kuzey Irak’a girerek PKK ile hesaplaşma isteğini, Türkiye’nin “sabit”i olarak denklem içine yerleştirirsen, burada, denklemin “değişken” unsuru ABD’dir. ABD, Türkiye’ye ilişkin “pozisyon değişikliği”ne gitmiştir. Harekâtın birinci haftası dolarken, Türkiye’nin arkasında durmaya devam etmektedir.

Tıpkı, 2006 yazında İsrail’in Hizbullah’a karşı Lübnan topraklarında giriştiği “34 Gün savaşı”nda İsrail’in arkasında günler boyu durduğu gibi. Bu “kararlı duruş”, özellikle AB, çeşitli yönlerden gelen baskılar sonucunda, “Tamam, ateşkes zamanı” dendiği anda değişikliğe uğramış ve o vakit savaş ve İsrail harekâtı da durmuştu.

Unutmayalım, ABD, o tarihte İsrail’in arkasında kararlılıkla dururken, savaş, Lübnan’daki müttefiki, Suriye’ye karşı ayakta tutmak istediği Başbakan Fuad Siniora’nın durumunu zayıflatıyor, ona karşı Hizbullah’ı güçlendiriyordu.

İllâ bir “analoji” yapılacaksa, Amerika açısından benzeri durum, şimdi Türkiye-Kuzey Irak denklemi bakımından söz konusu. Lübnan yerine Kuzey Irak sözcüklerini, İsrail’in yerine Türkiye’yi, Fuad Siniora’nın yerine Erbil Kürt hükümetini yerleştirin; çok çarpıcı bir benzerlik ortaya çıkar.

Harekât, nereden baksanız, Irak Kürt Yönetimi’ni zayıflatan bir etki oluşturdu. Washington, Türkiye ile şu aşamadaki “işbirliği”ni, Erbil’in görece zayıflamasına yeğliyor. Tıpkı, İsrail’in 2006 Yaz Savaşı’nın Siniora’yı zayıflatması olgusuna bir süre gözünü kapaması gibi.

Tabii ki, bunun bir “sınır”ı var. Kuzey Irak’ın, bugün olduğundan daha fazla “istikrarsızlaşması”, Kürtlerin “Bağdat denklemi”nin dışına çıkarak “Irak’ın topyekûn istikrarsızlaşması”na yol açılması.

Afganistan’da “muharip askeri katkı” ve İran’a karşı “safları sıklaştırmak” adına, Türkiye’ye ilişkin tavrı “kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” olan ABD, şayet kara harekâtı, “Dimyat’a giderken evdeki bulgurdan olmak” durumuyla yüz yüze kalacağı bir noktaya ulaşırsa, o zaman “Türkiye’yi kararlılıkla arkalama” tavrından sapmaya başlayabilir.

Daha oraya gelmedik.

 

***                             ***                       ***

 

Türkiye, “sopa”nın yanında “havuç”la da ilgilendiğini göstermek adına, üst düzey bir Dışişleri heyetini dün Bağdat’a gönderdi. Irak Cumhurbaşkanı Celâl Talabani’ye “Türkiye’yi ziyaret daveti” resmen iletildi. Talabani, geçen hafta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sözlü davetini kabul etmişti. Bu kez de “geleceğini” belirtiyor. Zaman belirtilmeden.

Ne zaman?

Bize gelen bilgi, Irak’ın Kürt cumhurbaşkanının, 15 Mart’ta Ankara’da beklendiği.

Buradan, önümüzdeki iki hafta içinde, kara harekâtının sona ereceği sonucunu çıkarabilir miyiz?

Muhtemelen. Yabancı gözlemcilerin üzerinde birleştikleri ortak tahminleri, “10 gün daha” süreceği. Bu durumda, Talabani’nin Mart ortasında gelmesi bir ihtimal.

Peki, eğer kara harekâtı devam eder ve Türkiye’nin geçen hafta Irak topraklarına giren askeri personeli, bölgede kalırsa, Talabani, herşeye rağmen gelir mi?

Yine bize gelen bilgi, öyle bir durumda, ziyaretin “erteleneceği”, yani Talabani’nin gelmeyeceği. Kuzey’deki Kürt yönetimi, Bağdat’taki merkezi hükümet üzerinde zaten bir baskı oluştururken, ayrıca PKK tarafından “Türkiye işbirlikçiliği” ile suçlanan Talabani’nin, her şart altında Türkiye’ye gelmesi beklenemez.

Bütün bu işaretler, harekâtın “süresi” ve “sınırları”na ilişkin ipucu veriyor...

 

ABD, 24 eyaletin birden başkanlık önseçimleri için sandığa gideceği ''süper salı''ya, yani yarına hazırlanıyor. Demokrat Parti'nin iki adayı Hillary Clinton ve Barack Obama arasında zorlu bir mücadele sürüyor. 

 

Demokrat adaylar arasında kıyasıya bir rekabet sürüyor

 

ABD "süper salı"ya kilitlendi

4 Şubat, 2008 17:51:00 (TSİ)

 

 

ABD, 24 eyaletin birden başkanlık önseçimleri için sandığa gideceği

 

''süper salı''

 

 ya, yani yarına hazırlanıyor.

 

Demokrat Parti'nin iki adayı Hillary Clinton ve Barack Obama arasında zorlu bir mücadele sürüyor.

 



ABD'de önümüzdeki kasım ayında yapılacak başkanlık seçiminde Demokrat ve Cumhuriyetçi adaylar için geri sayım sürüyor.

Başkan adaylarının belirlenmesinde büyük rol oynayacak olan 5 Şubat önseçimleri öncesinde Demokrat adaylar; Clinton ile Obama arasında başabaş bir mücadele yaşanıyor.

ABC televizyonu ve Washington Post gazetesinin yaptığı son ankette, Demokrat Parti'de senatör Clinton'un yüzde 47, senatör Obama'nın da yüzde 43 oranında destek aldığı belirlendi.

Bununla birlikte, aradaki farkın son haftalara göre giderek kapanmakta olduğu ve iki adaya salı günü hemen hemen eşit şans verildiği belirtiliyor.

CBS televizyonu ve New York Times'ın anketine göre ise, her iki aday da yüzde 41 oranında desteğe sahip.

Cumhuriyetçilerde durum

Cumhuriyetçi Parti'de ise son haftalarda parlayan senatör John McCain, rakibi eski vali Mitt Romney'in açık farkla önünde yer aldı. Ankette, McCain'in yüzde 48, Romney'in ise yüzde 24 oranında destek aldığı belirlendi.

Bu partide diğer iki aday eski vali Mike Huckabee'ye yüzde 16, milletvekili Ron Paul'a yüzde 7 oranlarında destek geldi.

CBS-New York Times anketinde ise oy oranları yüzde 42'ye yüzde 23...

Süper salı öncesi Cumhuriyetçi Parti'nin Maine eyaletinde yaptığı ve sembolik olmasının dışında önem taşımayan önseçimi, yüzde 52 oyla Romney kazandı.
Artık gözler yarın yapılacak oylamaya çevrilmiş durumda...

ABD, 'demokrasi ikiyüzlüsü' 

 

 

Size ençok yardım eden kitaplar, sizi ençok düşündüren kitaplardır.
Theodor Walker

Tarihte Bugün

Takvimler 17 ocak tarihini gösterdiği zaman

 

...1984 yılında,
TBMM, Yerel Seçimler Yasası'nı yeniden görüşerek kabul etti.


1995 yılında,
Japonya'daki 7.2 şiddetindeki depremde 6 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

 

ABD, 'demokrasi ikiyüzlüsü'

ABD, 'demokrasi ikiyüzlüsü'
ABD, yüzlerce Müslüman'ı somut suçlama yöneltmeksizin altı yıldır Guantanamo'da tutuyor. Bu kamp, 'demokrasi ikiyüzlülüğü'ne örnek

17/01/2008 (449 kişi okudu)

 

AHMED AMRABİ 

12 Ocak 2008'le birlikte, yüzlerce Müslüman tutuklunun mahkemeye çıkarılmaksızın, haklarında hiçbir yasal suçlama getirilmeksizin ve bir avukatla konuşma veya yazışma izni verilmeksizin demir parmaklıklar ardında tutulmaya başlanmasının üzerinden altı yıl geçmiş oldu.
Hukukun üstünlüğü ilkesi demokratik değerlerin özüyse, Amerikalı yetkililerin uyguladığı bu demokrasi nasıl bir demokrasi? 'Teröre karşı savaş' gerekçesiyle ve sadece şüphe temelinde toplu tutuklamalar gerçekleştirildi. Amerikalı askeri otoriteler, ellerinde tutuklulara karşı yasal kanıtlar bulunmadığını ve dolayısıyla söz konusu tutuklanmaların hukuk dışı olduğunu çok iyi bildikleri için, onları Amerikan ceza yasalarının uygulanmadığı, Amerikan toprakları dışında bir
yere taşıdılar. Ayrıca Amerikalı yetkililer, tutuklulara yasal sonuçlarından korkmaksızın fiziksel ve psikolojik işkence yaptı.

Bazı Araplar işbirliği bile yaptı
Peki tutukluların vatandaşlıklarını taşıdığı Arap ve İslam ülkeleri hükümetleri, vatandaşları hakkında adaletin uygulanmasına yönelik net bir tutum alsaydı ABD yönetimi bu insanlık dışı yöntemi izleyebilir miydi?
Fakat bu hükümetlerin tamamı olayı görmezden gelirken, bazıları Amerikalı yetkililere onay verdi. Bu hükümetlerden bazıları, Arap ve İslam ülkelerindeki kamplarda işkencelerin tamamlanması için, ABD güvenlik organlarıyla tutukluların teslim edilmesi yönünde bağlantıya geçerek daha da ileri gitti.
Bu çirkin tablonun perde arkasında, Irak'taki Ebu Garib hapishanesinde Amerikalı askerler işkence yaparken, bazı tutuklular Guantanamo'dan, Amerikan istihbarat unsurlarının, bazı Doğu Avrupa ülkelerindeki ve uluslararası sularda bulunan Amerikan savaş gemilerindeki benzer noktalarda kontrol altında tuttuğu gizli işkence merkezlerine taşındı. Bütün bunlar, hiç kimse kimin suçlu veya masum olduğunu kararlaştırması için mahkemeye başvurmazken yapıldı ve yapılıyor.

Arap ülkelerine şantaj yapılıyor
Bununla birlikte ABD yönetiminin başkanı ve yardımcıları, Arap ve İslam dünyasının dört bir yanında demokrasinin yayıldığını müjdelemekten vazgeçmiyor. Sözle fiil başka şeyler. Zira Amerika'nın demokrasi çağrısında bulunmaktaki hedefinin, despot rejimlere şantaj yapmaktan başka bir şey olmadığı görüldü. Böylelikle bu rejimler korkuyor, Washington'a ve onun İsrail'in güvenliğini korumaya ve diğer herkesten üstün bölgesel bir güç olarak yerleştirilmesine dayalı gündemine daha fazla bağlanıyorlar.
Bu bağlamda Bush yönetimi, bir Arap ülkesindeki seçimlerde İslamcılar somut başarı elde ettiğinde kaygılanmıştı. Seçimler Hamas hareketinin ezici başarısıyla sonuçlandığında ABD sonucu reddetmişti. Venezüella'daki başkanlık seçimleri solcu lider Hugo Chavez'in zaferiyle sonuçlanınca da seçimleri reddetmekle kalmayıp, bu halk liderine karşı başarısız bir darbe planına karışmışlardı.
Küba'daki Guantanamo kampı metodolojik bir ikiyüzlülükle hareket eden zayıf Amerikan değerlerinin çirkin bir örneği olarak tarihe geçecek.

 

(Katar gazetesi Vatan, 14 Ocak 2008)